TÜRKİYE' DE KADIN HAKLARI

 

Türkiye’de Kadın Hakları Konusundaki Düzenlemelerin Bazıları Aşağıda belirtilmiştir.(Anayasa, Yeni Türk Medeni Kanunu Hükümleri, Nüfus Hizmetleri Kanunu,Ceza Muhakemesi Kanunu,Türk Ceza Kanunu,İcra Ve İflas Kanunu, İş Ve Sosyal Güvenlik Kanunu,Kadın Hakları Konusunda Uluslararası Sözleşmeler,Aile İçi Şiddetin Önlenmesi/ Ailenin Korunması Hakkında Kanun, Adli Yardım Hakkında Hukuki Düzenlemeler )Ancak, kanunlarla kadınlar lehine yapılan düzenlemeler, bu düzenlemelerden bilgi sahibi olan, haklarını bilen ve kullanan kadınlar olduğunda işlev kazanacak ve amacına ulaşacaktır.

              İş bu amaçla kadınları, bilgilendirmek ve bilinçlendirmek, genel nitelikteki haklarını,her türlü şiddete karşı hangi yasal hakları olduğunu, neler yapılabileceğini, evlilik içinde eş ve anne olarak konumunu, haklarını,boşanma ve sonrasında hangi yasal hakları olduğunu  öğrenmelerini sağlamak amacıyla bu bilgiler hazırlanmıştır.

                                                                     ANAYASA 

Halen yürürlükte bulunan 1982 Anayasası kadın ve erkek arasında tam bir eşitlik içermektedir. Özel bir kaç madde dışında "herkes, herkim, hiç kimse" gibi ayrımcılık içermeyen kavramlar kullanılmıştır. Anayasanın genelindeki bu eşitlikçi yaklaşıma ek olarak eşitlik ilkesi 10. maddeyle ayrıca güvence altına alınmıştır. Bu madde; "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir" şeklindedir.

Madde 10 - Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.(Ek fıkra: 07/05/2004 - 5170 S.K./1. md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.

 .Madde 50 - Kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz.Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar. Dinlenmek çalışanların hakkıdır.Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir .                       

                                  YENİ TÜRK MEDENİ KANUNU HÜKÜMLERİ 

      •          Yeni Medeni Yasada aile reisliği kaldırılmış ve eşlerin evlilik birliğini beraberce yönetecekleri düzenlenmiştir.   

                                   (EVLİLİK İÇERİSİNDE KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ

      •          Eski kanunda evlilik birliğini temsil yetkisi (bazı hususlarda karının da temsil yetkisi vardır) kocaya aittir. Yeni Yasada temsil yetkisi eşlerin her ikisine birlikte verilmiştir. •          Eski Medeni Kanuna göre evin ve çocukların geçimi kocaya ait iken Yeni Medeni Yasada, eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılırlar şeklinde düzenleme yapılmıştır. •          Yine kanunla, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşlerden her birinin diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabileceği kabul edilmiştir. 

•      Evin seçimini kocanın yapacağı hükmü değiştirilerek, eşlerin oturacakları evi birlikte seçecekleri hükmü getirilmiştir. (YAŞAYACAĞINIZ EVİ BİRLİKTE SEÇEBİLİRSİNİZ)

       

  •          Kadına, "önceki" soyadını kocasının soyadından önce gelmek üzere kullanabilme hakkı veren ve daha önceden yapılmış olan (1997 yılında) değişiklik yeni yasada aynen benimsenmiştir.(EVLİLİKTEN SONRADA ÖNCEKİ SOYADINI KULLANABİLİRSİNİZ)

   •          Yeni Yasa ile evlenme yaşı kadın ve erkek için eşitlenerek yükseltilmiştir. Aile izni ile evlenme halinde 17 yaşını doldurmak, mahkeme kararıyla evlenme durumunda 16 yaşını doldurmak şartı getirilmiştir. (KADIN-ERKEK 17 YAŞINI DOLDURMADAN EVLENEMEZ) 

   •          Daha önce evlenmek için müracat yeri, erkeğin oturduğu yer evlendirme memurluğu iken Yeni Yasada kadın veya erkeğin oturduğu yer evlendirme memurluğu olarak düzenlenmiştir. 

  •          Eski Medeni Kanuna göre eşlerin velayeti birlikte kullanacağı, anlaşmazlık halinde ise babanın reyinin üstün olacağı hükmü değiştirilerek eşlerin velayeti birlikte kullanacakları düzenlenmiştir. Anlaşmazlık halinde ise hakim karar verecektir. ( ÇOCUKLARIN VELAYETİNİ KULLANIRKEN ORTAK VE EŞİT HAKLARA SAHİPSİNİZ) 

 •          Yeni Medeni Yasada eşlerden birinin meslek ve iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda olmadığı hükmü getirilmiştir. Bu düzenlemeyle eşler mesleklerini diğer eşten izin almadan sürdürebilecektir. (MESLEK VE İŞ SEÇİMİNDE KOCANIZIN İZNİNİ ALMAK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ) 

 •          Yeni kanunla eşler arasındaki cebri icra yasağı kaldırılmış olup, Mal rejimi, eşler arasındaki borçların muaccel olmasını önlemez.  

 •          Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilirler. Hakim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır. (KOCANIZIN MALLARI ÜZERİNDEKİ TASARRUF YETKİSİNİN SINIRLANDIRILMASINI HAKİMDEN İSTEYEBİLİRSİNİZ 

  •          Birliğin korunması içinEşler birlikte yaşarken;   Eşlerden birinin istemi üzerine hakim, ailenin geçimi için her birinin yapacağı parasal katkıyı belirler.  Birlikte yaşamaya ara verilmesi halinde;   Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.(EŞLER BİRLİKTE YAŞARKEN VEYA HAKLI SEBEPLE AYRI YAŞARKEN  DURUM GEREKTİRDİĞİNDE TEDBİR NAFAKASI  BAĞLANMASINI, KONUT VE EV EŞYASINDAN YARARLANMA KONUSUNDA KARAR VERİLMESİNİ TALEP  EDEBİRLİRLER) 

 •          Yeni Medeni yasa ile Aile Konutu kavramı gelmiş ve Eşlerden birinin, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemeyeceği, aile konutunu devredemeyeceği veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağı kabul edilmiştir. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hakimin müdahalesini isteyebilecektir. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin(aile konutu şerhi) verilmesini isteyebilir. ( İKAMETGAH BELGESİ VE NÜFUS KİMLİK BELGESİ İLE TAPU KÜTÜĞÜNE KOYDURACAĞINIZ AİLE KONUTU ŞERHİ İLE,YAŞADIĞINIZ KONUTU EŞİNİZİN SİZİN RIZANIZ OLMADAN SATMASINI VEYA EV SAHİBİNE BİLDİRİMDE BULUNARAK KİRA SÖZLEŞMESİNİ SONA ERDİRMESİNİ ENGELLEYEBİLİRSİNİZ)

 

  •          Yeni Medeni kanuna göre boşanma sebepleri; Zina, Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, Terk, Akıl hastalığı, Evlilik birliğinin sarsılması olarak belirtilmiştir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. 

  •          Daha önce boşanma davalarında yetkili mahkeme, davacının ikametgahı ya da davadan önce eşlerin birlikte altı ay oturdukları yer mahkemesi iken, yeni yasa ile Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri (Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir.  ) veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. ( YERLEŞMEK AMACIYLA /SÜREKLİ KALMAK NİYETİYLE OTURDUĞUNUZ YERDE DE BOŞANMA DAVASI AÇABİLİRSİNİZ) 

  •          Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen alır. ( Tedbir nafakası  ve diğer tedbirler) (BOŞANMA DAVASI AÇILINCA DAVA TARİHİNDEN GEÇERLİ OLMAK ÜZERE KENDİNİZ VE ÇOCUKLARINIZ İÇİN TEDBİR NAFAKASI İSTEYEBİLİRSİNİZ) 

  •          Genel hükümlere göre boşanmadan sonra nafaka davalarının açılma yeri davalının ikametgahı yer mahkemesidir. Yeni Yasada ise davacının ikametgahı yer mahkemesi yetkili kılınmıştır.(BOŞANMADAN SONRA AÇILACAK NAFAKANIN ARTIRILMASI DAVASINI KENDİ YERLEŞİM YERİ MAHKEMENİZDE AÇABİLİRSİNİZ) 

  •          Yeni Yasada "edinilmiş mallara katılma" rejimi getirilmiştir. Yeni rejime göre yine eşler evlenirken başka bir rejim seçmemişlerse evlilik birliğinin kurulmasından sonra her eşin karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri evliliğin sona ermesiyle eşit olarak paylaşılır (Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır: 1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler, 2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler, 3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, 4. Kişisel mallarının gelirleri, 5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler.        ). Kişisel mallar ise sahiplerinde kalır. (Kişisel mallar; Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya, Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, Manevi tazminat alacakları, Kişisel mallar yerine geçen değerler.)( 01.01.2002 TARİHİNDEN SONRA EDİNİLEN MALLARDA KOCANIZ ADINA KAYITLI OLSA DAHİ SİZİNDE MAL REJİMİNİN TASFİYESİ İLE VE AYRICA VARSA KATKI ALACAĞI TALEP HAKKINIZ VAR. EV İÇİNDEKİ EMEĞİNİZ AİLENİN GEÇİMİNE KATKI OLARAK DEĞERLENDİRİLECEKTİR. ) 

•          Her eş, yasal sınırlar içerisinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir.Aksine anlaşma olmadıkça, eşlerden biri diğerinin rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz. 

•          Yeni yasa ile; mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye durumunda ,Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Kanun gereği Mal rejimi boşanma davası açılması tarihinde sona ermiş olmaktadır. Bu sebeple mal rejimini tasfiyesi ve  katkı payı alacağı için mal rejiminin sora ermesinden ( yani boşanma davasını açıldığı tarihten ), malın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl içerisinde ve her halükarda 5 yıl içerisinde ayrıca harcı verilerek dava açılması gerekmektedir.(BOŞANMA DAVASI AÇILMAKLA MALLAR VE ALACAKLAR MAHKEMECE KENDİLİĞİNDEN AYRILIP PAYLAŞTIRILMAZ, MAL REJİMİNİN TASFİYESİ VE KATKI ALACAĞI BOŞANMANIN EKİ NİTELİĞİNDE DEĞİLDİR, AYRICA HARCI VERİLEREK DAVA AÇILMASI VE TALEPTE BULUNULMASI GEREKMEKTEDİR) ( AYRICA ÇEYİZ VE EV EŞYANIZ İLE ZİYNET EŞYANIZIN İADESİ VEYA BEDELİNİN ÖDENMESİNİ DE  BOŞANMA DAVASI İLE YADA AYRI BİR DAVA İLE HARCINI VEREREK İSTEYEBİLİRSİNİZ) 

•          Mal rejimini sona ermesi ve tasfiyede; Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır.Tasfiye sırasında, paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri kanunda öngörülen diğer olanaklardan yararlanabileceği gibi, daha üstün bir yararı olduğunu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir. 

•          Boşanmada Maddi ve manevi tazminat; Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.    Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.( BOŞANMA DAVASI DEVAM ETTİĞİ SÜRECE HÜKÜM VERİLİNCEYE KADAR, MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEME HAKKINIZ VARDIR) 

•          Boşanma da yoksulluk nafakası; Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.   Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.(YOKSULLUK NAFAKASI BAĞLANMASI MUTLAKA TALEBE BAĞLIDIR, TALEBİNİZ OLMADAN MAHKEMECE RE’SEN BOŞANMA SONUCUNDA YOKSULLUK NAFAKASI BAĞLANMAZ) 

•          Boşanmada velayet ; Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler.(  Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Söz.uyarınca çocukların dinlenmesi, onların ifade edeceği görüşe de önem verilip karar verilmesi gerekir)ÖNCELİKLE KÜÇÜK ÇOCUKLARIN ANNE BAKIM VE ŞEFKATİNE MUHTAÇ OLUP OLMADIKLARI GÖZÖNÜNDE TUTULARAK VELAYET DÜZENLENECEKTİR. Velayet kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması halinde hakim, resen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır. ( ÇOCUKLAR İÇİN İŞTİRAK NAFAKASINI HER ZAMAN İSTEYEBİLİRSİNİZ, BOŞANMA DURUMUNDA ÇOCUKLARIN VELAYETİNİ VE ONLAR İÇİN NAFAKA İSTEYEBİLİRSİNİZ) 

•          BOŞANMA DAVASI AÇILMADAN ÖNCE VEYA DAVA GÖRÜLÜRKEN EŞİN ÇOCUĞU KAÇIRMASI GÖTÜRMESİ,GÖRÜŞTÜRMEMESİ HALİNDE MAHKEMEDEN TEDBİREN VELAYETİN VERİLMESİNİ VEYA KİŞİSEL İLİŞKİNİN /GÖRÜŞMENİN DÜZENLENMESİNİ İSTEYEBİLİRSİNİZ  

•          Boşanma da iştirak nafakası, Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir.  

•          Boşanma ile birlikte talep edilen nafaka ve tazminat talepleri, boşanmanın eki niteliğinde olup ayrıca harca tabi değildir. Ancak  kişisel alacak,eşya ve ziynet alacakları v.s  talepleri ayrıca harca tabidir.( BOŞANMA İLE BİRLİKTE NAFAKA VE TAZMİNAT İSTENDİĞİNDE HARCA TABİ DEĞİLDİR) 

•          Boşanma sonucu bağlanan yoksulluk nafakası, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. (NAFAKANIN ARTIRILMASINI İSTEMEK HERHANGİ BİR SÜREYE TABİ DEĞİLDİR, DURUMUN DEĞİŞMİŞ OLUP OLMAMASI ÖNEMLİDİR) 

•          Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.( Boşanma davasında feragat edilmediği sürece maddi ve manevi tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri için boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içerisinde harcı verilerek ayrıca dava açılabilir)  

•          Boşanma halinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur; ancak, evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Eğer kadın evlenmeden önce dul idiyse hakimden bekarlık soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir. Kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hakim, kocasının soyadını taşımasına izin verir. 

•          Boşanma durumunda miras hakları; Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler.Boşanma davası devam ederken, ölen davacının mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve davalının kusurunun ispatlanması halinde de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.

 •          Yeni Medeni Kanunda evlat edinme konularında da önemli yenilikler getirilmiştir. Evlat edineceklerin çocuğunun olmaması şartı kaldırılmıştır. Eşler, ancak birlikte evlat edinebilirler; evli olmayanlar birlikte evlat edinemezler. Eşlerin en az beş yıldan beri evli olmaları veya otuz yaşını doldurmuş bulunmaları gerekir. Eşlerden biri, en az iki yıldan beri evli olmaları veya kendisinin otuz yaşını doldurmuş bulunması koşuluyla diğerinin çocuğunu evlat edinebilir. Evli olmayan kişi otuz yaşını doldurmuş ise tek başına evlat edinebilir. 

•          Miras durumunda; Eşlerden birinin ölümü halinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Haklı sebeplerin varlığı halinde, sağ kalan eşin veya mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir. 

              “Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik”

Kimlik belgelerinde yer alan "boşanmış, dul, evliliği fes edildi" gibi ifadelerin toplumsal önyargılar sebebiyle kadınlar açısından rahatsızlıklar sebebiyle, kimlik belgelerindeki "medeni hal" bölümüne sadece "evli" veya "bekâr" ifadesinin yazılması usulune geçilmiştir. 

Madde 138 - (1) Nüfus cüzdanı düzenlenirken;b) Yurt dışında doğanların doğum yeri yazılırken aile kütüklerinde olduğu gibi önce şehir sonra ülke adı yazılır. Doğum yeri ve ülke adının ilgili alana sığmaması halinde ülke adı yerine ülkenin uluslararası trafik kodu parantez içinde yazılır. Kadının önceki soyadı koca soyadından önce yazılır.c) İlgililerin talebi halinde aile kütüklerinde kişinin medeni halini belirten "dul, boşanmış, evliliği fesh edildi ya da evliliği iptal edildi" ibareleri yerine ‘Bekar’ kelimesi yazılır.ç) Kadın nüfus cüzdanındaki bekarlık soyadı alanına; talep edildiği takdirde bekarlık soyadı yazılır. Bekarlık soyadı alanı boş kaldığı takdirde bu alan küçük bir çizgi ile iptal edilir. 

                    Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri

Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re'sen hakim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. İç beden muayenesi veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler alınması, ancak tabip veya sağlık mesleği mensubu diğer bir kişi tarafından yapılabilir.Cinsel organlar veya anüs bölgesinde yapılan muayene de iç beden muayenesi sayılır.Üst sınırı iki yıldan daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda, kişi üzerinde iç beden muayenesi yapılamaz; kişiden kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınamaz. Kadının muayenesinin, istemi halinde ve olanaklar elverdiğinde bir kadın hekim tarafından yapılır.Hükümleri mevcuttur.

                    Türk Ceza kanunu Hükümleri

Yeni TCK da bir çok suçta, suçun kadına ( ve özellikle gebe kadına ),eşe  karşı işlenmiş olması, töre saiki ile işlenmesi, çocuğun erken doğmasına veya düşmesine sebep olma, çocuk yapma yeteneğinin kaybına sebep olma hallerinde ağırlaştırılmış ceza belirlenmiştir.

                    İcra ve İflas Kanunu Hükümleri

Borçluya ait malın satışı sonucunda oluşturulan sıra cetvelinde,nafaka alacakları birinci sıradadır. Nafaka ilamına istinat eden alacaklı önce takip merasiminin icrasına lüzum olmaksızın her zaman aynı derecede hacze iştirak edebilir.Nafaka borcunun yerine getirilmemesi veya çocuk teslimine dair ilamların ve arar kararlarının yerine getirilmemesi halinde cezai hükümler düzenlenmiştir. 

                   İş sosyal güvenlik hukuku hükümleriİş Kanunu Hükümleri ile;

74 üncü maddede öngörülen(doğumdan önce ve sonra çalıştırılmadıkları günler.   ) ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek. fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz.

Kadın işçilerin 74 üncü madde gereğince doğumdan önce ve sonra çalıştırılmadıkları günler yıllık ücretli izin hakkının hesabında çalışılmış gibi sayılır.Çocuk emziren kadın işçilerin çocuklarına süt vermeleri için belirtilecek süreler günlük çalışma sürelerinden sayılırMaden ocakları ile kablo döşemesi, kanalizasyon ve tünel inşaatı gibi yer altında veya su altında çalışılacak işlerde onsekiz yaşını doldurmamış erkek ve her yaştaki kadınların çalıştırılması yasaktır.Kadın işçilerin doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı haftalık süre için çalıştırılmamaları esastır. Yukarıda öngörülen süreler işçinin sağlık durumuna ve işin özelliğine göre doğumdan önce ve sonra gerekirse artırılabilir. Bu süreler hekim raporu ile belirtilir.Hamilelik süresince kadın işçiye periyodik kontroller için ücretli izin verilir.Hekim raporu ile gerekli görüldüğü takdirde, hamile kadın işçi sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır. Bu halde işçinin ücretinde bir indirim yapılmaz.İsteği halinde kadın işçiye, onaltı haftalık sürenin tamamlanmasından veya çoğul gebelik halinde onsekiz haftalık süreden sonra altı aya kadar ücretsiz izin verilir. Bu süre, yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmaz.Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam birbuçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır.(*)Eşit işe eşit ücret Kadın-Erkek eşitliği vardır. 

                      Sigorta Hukuku Hükümleri ile ;

Sosyal Güvenlik Kanunlarında, kadınlar ve sigortalı erkeğin eşi hakkında, hastalık ,analık sağlık yardımları, yaşlılık emeklilik,dul maaşı v.s. sigortalılık hakları konularında düzenlemeler yapılmıştır. “Sigortalı kadına veya sigortalı olmıyan karısının doğum yapması dolayısiyle sigortalı erkeğe, çocuğun ölü doğmaması şartiyle, Çalışma Bakanlığınca onanacak tarifeye göre Analık sağlık yardımları ile emzirme yardımlarından veyahut maktu gebelik ve doğum para yardımlarından yararlanabilmek için:A) Sigortalı kadın için, doğumdan önceki bir yıl içinde en az 90 gün analık sigortası primi ödenmiş olması,B) Sigortalı erkek için, doğumdan önceki bir yıl içinde en az 120 gün analık sigortası primi ödenmiş olması ve sigortalının doğum yapan kadınla doğumdan önce evlenmiş bulunması,Şarttır.”Sigortalı kadının doğumdan önce ve sonra işinden kaldığı günler için ödenek verilmesi,Sigortalı kadının veya sigortalı erkeğin sigortalı olmıyan karısının doğurması halinde, doğum sırasında ve doğumdan sonra gerekli sağlık yardımlariyle ilaçların ve sağlık malzemesinin sağlanması( Doğum yardımı), her çocuk için bir emzirme yardımı yapılması, Doğumdan önceki ve sonraki sekizer haftalık sürede, çoğul gebelik halinde ise, doğumdan önceki sekiz haftaya iki haftalık süre ilave edilerek çalışmadığı her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi, yaşlılık aylığından yararlanma esas ve şartları düzenlenmiştir.Evlenme dolayısiyle işlerinden ayrılan kadın sigortalılara kendileri ve işverenleri tarafından 5417, 6900 ve 506 sayılı kanunlara göre ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin yarısı, yazılı talepleri üzerine, toptan ödeme şeklinde verilir.İşten ayrıldıkları tarihten itibaren bir sene içinde evlenmiş veya evlendikleri tarihten itibaren bir sene içinde işinden ayrılmış olan kadın sigortalılar, evlenme dolayısiyle işten ayrılmış sayılırlar. ( Kıdem tazminatı ödenir)Bu kanun gereğince bağlanacak gelir veya aylıklar ve sağlanacak yardımlar, nafaka borçları ve bu Kanunun 80 inci maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklar dışında, haciz veya başkasına devir ve temlik edilemez

                       Kadın Hakları Hakkında Uluslar arası Sözleşmeler 

ULUSLARARSI SÖZLEŞMELER İLE;kadının sağlığını koruma, çalışma gücünü iade ve kişisel ihtiyaçlarını karşılayabilme yeteneğini artırma amacıYLA SAĞLIK YARDIMI YAPILMASI,Çalışan kadınlar analık durumunda ve öteki çalışan kadınlar gerektiğinde, çalışırken özel korunma hakkı SAĞLAMA,Çalışan erkeklerle kadınlara eşit işe eşit ücret hakkını tanıma,Çalışan Kadınların Korunma Hakkı , Emzirme döneminde analara, bu amaçla yeterli bir süre işe ara verme hakkı sağlama, Endüstride çalışan kadınların gece işlerinde çalışmalarını düzenleme, Çalışan kadınların yeraltı madenlerinde ve gereğinde tehlikeli, sağlığa aykırı veya ağır niteliği nedeniyle uygun düşmeyen tüm öteki işlerde çalışmalarını yasaklama, ekonomik, sosyal ve kültürel hakları kullanmada kadınlarla erkeklere eşit hak sağlama yükümlüLÜĞÜ KABUL EDİLMİŞTİR.CEDAW - Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi - CEDAW, 1981’de yürürlüğe girmiş ve 163 ülke tarafından onaylanmış olan kadınlara ilişkin uluslararası bir insan hakları beyannamesidir Pekin Deklerasyonu
Pekin +5  Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi Ek İhtiyari Protokol - CEDAW - Ülke Raporu   

 

                        AİLE İÇİ ŞİDDETİN ÖNLENMESİ/SONA ERDİRİLMESİ,KADIN VE ÇOCUKLARIN KORUNMASI 

 

Şiddet Nedir  ? Aynı evde yaşadığınız kişiler tarafından size ya da evde yaşayan diğer bireylere (özellikle çocuklar); -fiziksel şiddet uygulanıyorsa ( dayak,herhangi bir cisimle vurma,yaralama,tartaklanma,evden kovma)-Hakaret yada küfür ediliyor, küçümseyici söz ve davranışları varsa,-evden çıkmanız, arkadaş veya yakınlarınızla görüşmeniz engelleniyorsa-öldürürüm,keserim,döverim sözleriyle korkutuluyorsanız,çocuklarınızı size göstermeme yada kaçırmayla korkutuluyorsanız,-paranıza el konuyor yada ihtiyaçlarınız için para verilmiyorsa-isteğiniz dışında cinsel ilişkiye zorlanıyorsanız 

 

AİLE İÇİ ŞİDDET YAŞIYORSUNUZ bu  konuda mahkemeden önlem/tedbir almasını isteyebilirsiniz  Ayrıca eşinizin,  size, çocuklarınıza veya aynı çatı altında yaşayan aile bireylerine, Eşyalarına zarar verme durumu varsa,İletişim vasıtaları ile sürekli olarak rahatsız ediliyorsanız,Silah ve benzeri araçları olduğu için korkuyor ve endişeleniyorsanız,Alkollü veya uyuşturucu herhangi bir madde kullanmış olarak ortak konuta geliyor veya konutta bu maddeleri kullanıyor ise Mahkemeden,bu hareketlere son vermesi için bu  konuda önlem/tedbir almasını isteyebilirsiniz  

 

Şiddete uğruyorsanız ne yapmalısınız ? 

 

Hemen en yakın karakola başvurun ve tutanak düzenlenmesini sağlayın.Fiziksel şiddete maruz kaldıysanız en yakın sağlık ocağı veya hastaneye başvurun ve mutlaka rapor alın.Savcılığa başvurarak şikayette bulunun ve Ailenin Korunması hakkındaki Kanun gereği, evrakların Aile Mahkemesine gönderilerek gerekli tedbirlerin alınmasını isteyinizSavcılığa başvurmadıysanız doğrudan Aile Mahkemesine başvurarak Ailenin Korunması Hakkındaki Kanunda belirtilen önlemlerin Hakim tarafından alınmasını isteyebilirsiniz. Bu başvuru için hiçbir masraf gerekmemektedir.Bulunduğunuz şehrin Barosuna bağlı Kadın Hakları Komiyonuna başvurarak,yasal haklarınızı ve şiddetten korunma yollarını öğrenebilirsiniz,problemlerinize yasal çözüm arayınız. 

 

YASAL HAKLARIMIZI BİLELİM VE KULLANALIM, KENDİMİZ VEYA ÇEVREMİZDEKİ HERHANGİ KADIN İÇİN GEREKLİ OLABİLİR. ŞİDDETİ ÖNLEMEK VE YENMEK İÇİN UĞRAŞ VERMELİSİNİZ.Yasa ile tanınan haklardan yararlanmamak, şiddeti kabullenmek, kader olarak görmek, ASLA ŞİDDETİN ORTADAN KALMASINI SAĞLAMAYACAKTIR, size uygulanan şiddetin artmasına ve şiddeti uygulayan kişinin aynı davranışı devam ettirmesine neden olacaktır.  

 

                      4320 sayılı Ailenin Korunması Hakkında Kanun Hükümleri 

 

4320 sayılı kanunun amacı aile içi şiddeti durdurma, özellikle kadını ve çocukları korumadır. Söz konusu kanun, aile üyelerine ailenin diğer bir üyesi tarafından şiddet uygulanması halinde bir takım özel tedbirler alınmasını içermektedir. Şiddet mağdurları bizzat şikayette bulunabilecekleri gibi, bu şiddete tanık olan veya şiddetten haberi olan kişilerin başvuruları üzerine veya polisin doğrudan harekete geçmesi üzerine de bu kanun uygulanabilmektedir. Şiddete uğrayanların mahkemede şiddete uğrama ihtimallerini kanıtlama yükümlülüğü bulunmamaktadır. Yapılan başvurular harca tabi değildir. ( Bu başvuru sırasında hiçbir ücret ödenmesi gerekmez )

 

                                KANUN HANGİ TEDBİRLERİ GETİRMEKTE

 

Madde 1 - Türk Kanunu Medenisinde öngörülen tedbirlerden ayrı olarak, eşlerden birinin veya çocukların veya aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerinden birinin aile içi şiddete maruz kaldığını kendilerinin veya Cumhuriyet Başsavcılığının bildirmesi halinde, Aile Mahkemesi Hakimi re’sen meselenin mahiyetini gözönünde bulundurarak aşağıda sayılan tedbirlerden bir ya da bir kaçına birlikte veya uygun göreceği benzeri başkaca tedbirlere de hükmedebilir:(*)Kusurlu eşin; a) Diğer eşe veya çocuklara veya aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerine karşı şiddete veya korkuya yönelik davranışlarda bulunmaması,

 

 b) Müşterek evden uzaklaştırılarak bu evin diğer eşe ve varsa çocuklara tahsisi ile diğer eş ve çocukların oturmakta olduğu eve veya iş yerlerine yaklaşmaması,

 

 c) Diğer eşin, çocukların veya aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerinin eşyalarına zarar vermemesi,

 

 d) Diğer eşi, çocukları veya aynı çatı altında yaşan aile bireylerini iletişim vasıtalarıyla rahatsız etmemesi,

 

 e) Varsa silah ve benzeri araçlarını zabıtaya teslim etmesi,

 

 f) Alkollü veya uyuşturucu herhangi bir madde kullanılmış olarak ortak konuta gelmemesi veya ortak konutta bu maddeleri kullanmaması.

 

 Yukarıdaki hükümlerin tatbiki maksadıyla öngörülen süre altı ayı geçemez ve kararda hükmolunan tedbirlere aykırı davranılması halinde tutuklanacağı ve hürriyeti cezaya hükmedileceği hususu kusurlu eşe ihtar olunur.Hakim bu konuda mağdurların yaşam düzeylerini gözönünde bulundurarak tedbir nafakasına hükmeder. ( Eş ve çocuklar için)Birinci fıkra hükmüne göre yapılan başvurular harca tabi değildir.

 

 Madde 2 - Koruma kararının bir örneği mahkemece Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi olunur. Cumhuriyet Başsavcılığı koruma kararının uygulanmasını zabıta marifetiyle izler.Koruma kararına uyulmaması halinde zabıta, mağdurların şikayet dilekçesi vermesine gerek kalmadan re’sen soruşturma yaparak evrakı en kısa zamanda Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirir.Cumhuriyet başsavcılığı koruma kararına uymayan eş hakkında Sulh Ceza Mahkemesinde kamu davası açar. Bu davanın duruşması yer ve zaman kaybına bakılmaksızın 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanunu hükümlerine göre yapılır.Fiili başka bir suç oluştursa bile, koruma kararına aykırı davranan eşe ayrıca üç aydan altı aya kadar hapis cezası hükmolunur.

 

                                                  ADLİ YARDIM

 

Koşullarınız uygun değilse, başvurunuz üzerine, bulunduğunuz şehrin barosu Adli Yardım Bürosuna yada temsilciliğine başvurarak ücretsiz avukat tayin edilmesini isteyebilirsiniz. Türkiye’deki bütün barolarda adli yardım hizmeti verilmekte olup, başvurunuz uygun görüldüğünde, adli yardım hizmetinden yararlanabilirsinizHukuk usulü Muhakemeleri Kanunu Hükümleri  : “Hukuki Yardım” anlamına gelen “Adli Müzaheret”ten yararlanabilmek için 2 temel kriter belirlenmiştir. Bunlar kısaca; 1-Fakir olmak, 2-Haklı olmaktır.  “Adli Müzaheret” talebinin kabulüne karar verildiğinde, başvuru sahibi, mahkeme tarafından, yargılama giderlerinin bir ya da bir kaçından (veyahut tümünden) geçici olarak muaf tutulabilmektedir.“Adli Müzaheret”ten yararlanan kişi, dava lehine sonuçlandığında, herhangi bir yargılama giderini ödemekle yükümlü olmayacaktır. Ancak, dava aleyhine sonuçlanırsa, Hazineden karşılanan tüm masrafları ödemek zorunda kalacaktır. Çünkü, “Adli Müzaheret”ten yararlanan kişi, fakir olmasının yanında, aynı zamanda haklı da olmalıdır. Avukatlık Kanunu Hükümleri:Adli yardım, avukatlık ücretlerini ve diğer yargılama giderlerini karşılama olanağı bulunmayanlara bu Kanunda yazılı avukatlık hizmetlerinin sağlanmasıdır.( Barolar bünyesinde kurulan Adli Yardım Büroları, yargılama giderlerini doğrudan karşılamayacak, bu hususta öncelikle,  HUMK.nda düzenlenen “Adli Müzaheret” hükümlerinden yararlanılacaktır.)

 

                                      Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliği  

 

Adli yardımın amacı, bireylerin hak arama özgürlüklerinin önündeki engelleri aşmak ve hak arama özgürlüğünün kullanımında eşitliği sağlamak üzere, avukatlık ücretini ve yargılama giderlerini karşılama olanağı bulunmayanların avukatlık hizmetlerinden yararlandırılmasıdır. Adli yardım istemi, hizmetin görüleceği yer adli yardım bürosuna ve temsilciliklerine yapılır. Adli yardım bürosu ve temsilcilikleri, istem sahibinden gerekli bilgi ve belgeleri ister, istemin haklılığı konusunda uygun bulacağı araştırmayı yapar.  

 

                                       Hazırlayan : AV.ÜNZİLE KÜÇÜKÖNER 

 

                                                           


Yorumlar - Yorum Yaz


Üyelik Girişi
DUYURU