DMCA.com

İZMİRDE TÜRBELER

  ABDEST NASIL ALINIR ?
 
   NAMAZ NASIL KILINIR ?
   İZMİR CAMİLERİ 
  CUMA NAMAZI VAKİTLERİ
   İZMİR RESİMLERİ
   DİNİ MEKANLAR SAYFASI  
  İZMİR  GEZİLECEK YERLER
   İZMİR NÜFUSU 2013
   İZMİR İLÇELERİ


İzmir Türbeleri daha büyük görüntüle

                                                             Türbe (Bornova)



İzmir Bornova ilçesinde Büyük Cami’nin kuzeybatısında bulunan bu türbenin yapım yılını ve kime ait olduğunu belirten bir kitabe bulunmamaktadır. Yapı üslubundan Aydınoğulları döneminden, XIV. yüzyıldan kaldığı sanılmaktadır. Değişik zamanlarda yapılan onarımlarla özelliğinden kısmen de olsa uzaklaşmıştır.

Türbe kesme taş ve tuğlanın almaşık biçimde sıralanmasından meydana gelmiş olup, sekizgen bir plan düzeni göstermektedir. Üzeri kasnaklı ve kiremitli bir kubbe ile örtülmüştür. Türbenin batı cephesindeki giriş kapısı ana yapıdan bir metre öne doğru taşırılmış, sivri tuğla kemerli dikdörtgen bir bütün halindedir. Girişin iki yanına birer mukarnaslı mihrapçık yerleştirilmiştir. Buradan basık kemerli bir kapı ile girilen türbede üç taş sanduka bulunmaktadır. Burada gömülü olan kişilerin kim oldukları da bilinmemektedir. Türbenin içerisi birer duvar atlayarak üç pencere ile aydınlatılmıştır.


                                               Kasımpaşa Türbesi (Menemen)

İzmir ili Menemen ilçesi, Kasımpaşa Mahallesi’nde, Kasımpaşa Camisi’nin güneydoğu kenarında bulunan bu türbenin tam olarak okunamayan kitabesinden Abdullah oğlu Ali Ağa tarafından 1406 yılında yaptırıldığı sanılmaktadır. Türbenin Kasım Paşa ile oğluna ait olduğu söylenmekle beraber bu iddia kesin değildir. Bunun yanı sıra bir başka söylentiye göre de türbede Girit Savaşı sırasında başarı gösteren bir asker için Kasım Paşa tarafından 1407 yılında yaptırılmış olduğudur.


                                    Mühürlü Sultan (Kız Veli) Türbesi (Menemen)

İzmir Menemen ilçesi, Pazarbaşı Mahallesi’nde Müftülük binasının yanında bulunan bu türbenin kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi ve kime ait olduğu kesinlik kazanamamıştır. Halk arasındaki yaygın söylentiye göre bu türbe, Kız Veli, Mühürlü Sultan ve Kadın Türbe isimleri ile tanınmış bir kadına aittir.


                                      Tezveren Şeyh Kamil Türbesi (Menemen)

İzmir ili Menemen ilçesinde, Taşhan’ın arkasında bulunan bu türbenin kitabesinden öğrenildiğine göre h.1030 (1620–1621) yıllarında yapılmıştır.

Türbede gömülü olan kişinin kimliği konusunda da yeterli bir bilgi bulunmamaktadır. Söylentiye göre burada Menemen’in fethi sırasında şehit olmuş Şeyh Kamil isimli bir bayraktara aittir.


                           Hatuniye (Sultan Şah-Ümmü Sultan) Türbesi (Ödemiş)

İzmir ili Ödemiş ilçesi, Birgi Bucağı’nda bulunan bu türbe, Birgi Ulu Camisi’nin güneyinde bulunmaktadır. Aydınoğulları döneminden Birgi’de kalan en eski yapılardan biri olan bu türbenin giriş kapısı üzerindeki kitabesinden öğrenildiğine göre, Aydınoğlu Mehmet Bey’in kız kardeşi Sultan Şah için h.710 (1310) tarihinde yaptırılmıştır.

Sultan Şah’ın vakfı olan, günümüze ulaşamayan medrese ile birlikte yaptırılan bu türbenin etrafı daha sonra hazireye dönüşmüşse de çevre düzenlemesi sırasında buradaki mezar taşları kaldırılmıştır.

Türbe moloz taş ve tuğladan, altıgen planlı yapılmış olup, üzeri kubbe ile örtülmüştür. Son yıllarda yapılan onarımlar sırasında özgünlüğünü büyük ölçüde yitiren türbenin üzeri kasnaksız basık bir kubbe ile örtülüdür. Kubbe doğrudan doğruya duvarlar üzerine oturtulmuştur. Türbeye güney yönündeki bir kapıdan girilmekte olup, her cephesine de yuvarlak kemerli birer pencere açılmıştır. Günümüzde kuzey duvarındaki pencere örülmüş ve burası sağır duvar haline getirilmiştir.

Türbenin girişi ileriye doğru uzanmış ve bu yüzden de giriş cephesi eyvan biçimine dönüşmüştür. Hafif sivri kemerli bu eyvanın içerisine ve yan yüzlerine karşılıklı birer niş yerleştirilmiştir. Geçmeli basık kemerli girişin kilit taşı üzerine kabara ve iki yanına da madalyonlu basit süslemeler yapılmıştır. Türbenin iki satırlık sülüs yazılı kitabesi giriş kemerinin üzerine yerleştirilmiştir.

Türbe içerisinde buraya sonradan konulduğu anlaşılan bir mezar bulunmaktadır. İbrahim Hakkı Uzunçarşılı’nın yayınladığı Şah Sultan’ın mezarın ne olduğu bilinmemektedir.


                                            Mehmet Bey Türbesi (Ödemiş)

İzmir ili Ödemiş ilçesi Birgi Ulu Camisi’nin kuzeybatı duvarına bitişik olan bu türbeyi Aydınoğlu Mehmet Bey ile oğulları İsa Bey, İbrahim Bahadır Bey ve Aydın Beyi Gazi Umur Bey için 1333 yılında yaptırılmıştır.



Türbe kalker taşından kare planlı olup, üzeri sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Üç pencereli olan türbenin köşelerine lacivert ve firuze renkte yıldız biçiminde çiniler yerleştirilmiştir. İç kısmı çinilerle süslenmiştir. Kubbenin ortasına da mozaik çinilerden meydana gelen bir madalyon yerleştirilmiştir. Kubbe kasnağında ve kubbede kullanılan mozaik kakma tekniğindeki çinilerin büyük bir kısmı da rutubet nedeni ile dökülmüştür.

Türbe günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir. 



                                                         Alihan Türbesi (Tire)


İzmir ili Tire ilçesinde Yeni Cami’nin güneyindeki dar bir sokak içerisinde bulunan bu türbe iki katlı bir ev görünümündedir. Türbe içerisindeki mezar taşları dikkate alındığında h.730 (1330) tarihinde yapıldığı sanılmaktadır. Türbe Aydınoğulları ile Horasan’dan gelen Alihan Baba’ya aittir. Evliya Çelebi’ye göre Alihan Baba Tire ve çevresinde bazı yapılar ile vakıflar yapmıştır.

Türbe moloz taştan dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. Türbe mimarisine benzemeyen ilginç bir yapı şekli bulunmaktadır. Dikdörtgen planlı türbenin bir bölümü sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Yuvarlak kemerli girişten sonra üst kata çıkışı sağlayan bir açıklık ve dört basamaklı bir merdiven bulunmaktadır. Bu bölüm kare planlı olup, üzeri kubbelidir. Sandukaların bulunduğu bölümün altında bir de mumyalık kısmı vardır. Mumyalık kısmı 3.55x6.08 m. ölçüsünde dikdörtgen planlı ve üzeri tonozla örtülüdür.

Mumyalık kısmında bulunan mezarın baş ve ayak taşlarına Arapça ve Farsça kitabeler yazılmıştır. Ancak bunlar badanalandığı için okunamamıştır.


                                                 Süleyman Şah Türbesi (Tire)

İzmir ili Tire ilçesi İbn-i Melek Medresesi’nin bahçesinde, Belediye parkının içerisinde bulunan bu türbe, Aydınoğlu Süleyman Şah için 1349 yılında yaptırılmıştır. Türbe Birgi’deki Mehmet Bey Türbesi ile plan yönünden benzerlik göstermektedir. Yuvarlak kemerli giriş kapısı üzerinde burmalı silmelerle çevrelenmiş kitabelik yeri bulunmaktadır. Bu kitabelikte Al-i İmran Suresinin 30.Ayeti ile yapım kitabesi yazılmıştır. Bu yazılar Selçuklu sülüsü ile yazılıdır. Bu kitabenin mealen anlamı:

”Bu türbe, büyük ve kerim emir, aziz sıfatlara sahip Süleyman Şah bin Mehmet bin Aydın’ın -Allah her birine rahmet etsin- üzerine 750 senesinde kuruldu.”

Bu kitabeden de anlaşıldığına göre Süleyman Şah Aydınoğlu devletini kuran Mehmet Bey’in oğludur ve babasının beyliği taksim etmesi ile Tire’de hüküm sürmüştür.

Türbe kesme taş ve mermerden kare planlı olup, üzeri yedi metre çapında bir kubbe ile örtülüdür. Türbe alt sırada, iki yan kenarda birer ve kubbe eteğinde de beş pencere ile aydınlatılmıştır. Türbe içerisinde dört sanduka bulunmaktadır. Bunlar Aydınoğlu Mehmet Bey’in dördüncü oğlu Tire Beyi Süleyman Şah, karısı, oğlu ve Aydınoğlu Mehmet Bey’in büyük oğlu Aydın Beyi Hızır Bey’e aittir.


                                      Sırhatunlar (Yedi Kardeşler) Türbesi (Tire)

İzmir ili Tire ilçesinde, Kavakdibi Caddesi’nde, eğimli bir arazide bulunan bu türbenin yapım tarihi ve kime ait olduğu konusunda kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Türbenin kitabesi olmadığı gibi, içerisindeki yedi mezarın da kime ait olduğu mezar taşlarında belirtilmemiştir. Yapı üslubundan XIV. yüzyılın ikinci yarısında yapıldığı sanılmaktadır. Değişik zamanlarda yapılan onarımlarla özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir.

Bu türbede gömülü olan yedi kız kardeşin Buğday Dede’nin torunları olduğuna inanılmıştır. Bu kız kardeşler yaşamları boyunca hiç kimse ile konuşmamışlar bu yüzden de Sır Hatunlar ismi ile tanınmışlardır. Kardeşlerin hepsi birden 1473 yılında ölmüş ve bu türbeye gömülmüşlerdir. Sır Hatunların mezar taşlarında:

”Dünyanın esasını koyan,
Aleme budur hitab...
Garibin yok medhali,
Vallah-ü alem bissevab...
Ayasuluğu Tahtı’na imdat,
İnayet eden Sır Hatun,
Budur eyleyene, dua-yı hesab...”

Halk arasındaki yaygın bir söylentiye göre, bu yedi kız kardeşin keramet sahibi oldukları ve kerametlerinin ortaya çıktığı anda da öldüklerine inanılmıştır. İnanışa göre Arap Yarımadası’nda kıtlık baş göstermiş ve oradan gelen bir Arap tohumluk buğday alabilmek için Buğday Dede’nin huzuruna çıkmıştır. Buğday Dede’ye geliş sebebini anlattıktan sonra tohumluk buğdayının olmadığını ancak, torunları Sır Hatunların kendisine yardım edeceğini söylemiştir. Bunun üzerine Arap Sır Hatunların yanına gitmiş, isteğini iletmiş. Sır Hatunlar ise ellerinde yalnızca iki tas buğday kaldığını bu iki tas buğdayı verebileceklerini söylemişlerdir. Sır Hatunlar kendilerinden geçmiş iki tas buğdaydan kırk çuval buğday çıkarmışlar ve Arap’a vermişler. Ancak kerametlerinin ortaya çıktığını Arap gittikten sonra anlamışlar; “Eyvah biz ne yaptık, sırrımızı birisine gösterdik” diyerek dövünmeye başlamışlar. Bu olaydan sonra da hep birlikte karar vererek öbür dünyaya göçmüşlerdir.

Bu olayın duyulmasından sonra Tire halkı bu kız kardeşler için bir türbe yaptırmışlardır. Bundan sonra da yüzyıllar boyunca bu türbeyi Cuma günleri ziyaret etmek gelenek haline gelmiştir.

Türbe kesme ve moloz taştan 3.62x365 m. ölçüsünde kare planlı ve iki katlı olarak yapılmıştır. Alt katta mumyalık üst katta da sandukaların bulunduğu bölüme yer verilmiştir. Mumyalık kısmı 3.53x3.57 m. ölçüsündedir. Türbenin üzeri kubbe ile örtülmüş, alt kattaki mumyalık da beşik tonoz ile örtülmüştür. Türbenin önünde dikdörtgen şekilde bir teras bulunmaktadır.


                                                   Alamadan Dede Türbesi (Tire)

İzmir ili Tire ilçesi, 4 Eylül Mahallesi Alamadan Sokak’ta küçük bir bahçe içerisinde bulunan bu türbenin kitabesi bulunmadığından kime ait olduğu kesinlik kazanamamıştır. Halk arasında Alamadan Türbesi olarak tanınmakta olup, Alamadan sözcüğünün ne anlama geldiği de anlaşılamamıştır. Bu sözcüğün Alemeddin veya Alâeddin isimlerinden bozulmuş olduğu da düşünülmektedir.

Türbe moloz taştan, 6.95x735 m. ölçüsünde kare planlı bir yapı olup, üzeri sekizgen bir kasnak üzerine oturtulmuş dilimli, pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. Türbenin girişi doğu cephesinde olup, dikdörtgen ve düz atkılı bir kapıdan içeriye girilmektedir. Bu kapının atkı ve söveleri antik çağa ait bir yapıdan buraya getirilmiş mermerlerdir. Türbenin içerisi 5.05x5.45 m. ölçüsünde olup, tamamen sıvanmış, kuzey, güney ve batı kenarlarındaki üç pencere ile aydınlatılmıştır.

Türbe içerisinde kime ait olduğu bilinmeyen iki mezar bulunmaktadır. Bu mezarlara başka yerlerden getirilmiş baş ve ayakucu taşları dikilmiştir.


                                               Yağlıoğlu Türbesi (Tire)

İzmir ili Tire ilçesi mezarlığının girişinin karşısında bulunan bu türbenin kitabesi bulunmadığından kime ait olduğu ve yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber yapı üslubundan XV. yüzyılın başlarına ait olduğu sanılmaktadır.

Türbe moloz taş ve tuğladan altıgen plan şeklinde olup, üzeri üst üste iki kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Üst örtüyü oluşturan kubbeye geçiş tromplarla sağlanmıştır. Türbenin batı yönünde bulunan giriş kapısı dikdörtgen şekilde olup, silmelerle çerçeve içerisine alınmıştır. Girişin üzerindeki atkılar ve söveler ince profillidir ve büyük olasılıkla da antik çağlara ait mermerler burada kullanılmıştır.

Türbenin içerisi mihrap ve giriş dışındaki dört duvarda dörder pencere ile aydınlatılmıştır. Türbenin mihrabı dört yüzeyli bir niş şeklinde olup, üzeri mukarnaslıdır. Türbe içerisinde herhangi bir sandukaya rastlanmamıştır. Türbenin zemininin çökmesi sırasında sandukanın kaybolduğu düşünülmektedir.


                                        Cağaloğlu Ali Paşa Türbesi (Tire)

İzmir ili Tire ilçe merkezinde, Cumhuriyet Caddesi’nde, Karahasan Camisi’nin avlusunda bulunan bu türbe Cağaloğlu Ali Paşa’ya ithaf edilmiş ancak, bunu belirten bir kitabeye türbe üzerinde rastlanmamıştır. Yalnızca türbe içerisindeki mezar taşında Cağalzade Ali Paşa’nın ismi ve h.1029 (1619) tarihi yazılıdır. Bununla beraber bu türbenin kime ait olduğu da kesinlik kazanamamıştır.

Türbe moloz taş ve tuğladan her kenarı 3.90 m. uzunluğunda altıgen planlı olarak yapılmıştır. Türbe plan biçimi ile Yağlıoğlu Türbesi’nin bir benzeridir. Türbeye kuzeybatı kenarından girilmektedir. Bu giriş düz atkılı ve mermerden olup, çevresi ince yivlerle çevrilmiştir. Türbenin üzeri tromplu bir kubbe ile örtülüdür. Kubbe üst üste iki kasnaktan meydana gelmiştir. Girişin karşısına rastlayan mukarnaslı mihrap beş yüzeyli olup, düz ve dar bir silme ile de dikdörtgen bir çerçeve içerisine alınmıştır.

Türbenin içerisinde baş ve ayak taşları farklı olan bir mezar bulunmaktadır.


                                     Kara Kadı Mecmeddin Türbesi (Tire)

İzmir ili Tire ilçesi İpekçiler Mahallesi’nde, İpekçiler Camisi’nin doğusunda bulunan bu türbenin kitabesi günümüze gelememiştir. Halk arasında Kara Kadı Mecmeddin Türbesi olarak anılmaktadır. Evliya Çelebi Kara Kadı’dan söz ederek onun hayır sahibi bilgin bir kişi olduğuna değinmiştir. Bununla beraber Kara Kadı’nın kim olduğu da kesinlik kazanamamıştır. Yaşadığı dönem de bilinmemektedir.

Türbe kesme taş ve tuğladan beş köşeli, düzgün olmayan bir planda yapılmıştır. Anadolu’da beşgen türü türbe planlarına çok ender rastlanmaktadır. Bu bakımdan bu türbe Selçuklu Beylikler ve Osmanlı döneminde yapılmış olan türbelerden ayrılmaktadır.

Türbenin üzeri elips şeklinde tromplu kubbe ile örtülüdür. İki katlı olan yapının alt katında mumyalık kısmı bulunmaktadır. İki yönlü merdivenle çıkılan, düz atkılı giriş kapısı ince uzun mukarnaslı bir niş içerisindedir. Tuğla örgüler dışında bu nişte süsleme elemanı görülmemektedir. Giriş kapısının yanında ince, uzun tuğla çerçeveli birer niş bulunmaktadır. Türbenin içerisi duvarlardaki dikdörtgen söveli tuğla sağır atkılı pencerelerle aydınlatılmıştır.

Türbenin mumyalık kısmına merdiven sahanlığının altındaki küçük bir kapıdan girilmektedir. Burası da beşgen şekilde olup, beşik tonozla örtülüdür.


                                            Ali Baba Türbesi (Tire)

İzmir Tire ilçesinin doğusunda, Karacaali Mahallesi’nde Ali Baba Tepesi denilen tepenin eteğinde bahçelik bir alanda bulunan bu türbenin kitabesi bulunmamaktadır. Kime ait olduğu kesinlik kazanamamakla birlikte, bazı arşiv belgelerinde Ali Baba’nın ismi geçmektedir. Evliya Çelebi’nin de sözünü ettiği Ali Baba’nın XIV. yüzyıl başlarında yaşamış Tire çevresinde zaviyeler kurmuş bir kişi olduğu sanılmaktadır. Nitekim türbenin bulunduğu yerin de Bektaşi tekkesi olduğu söylenmektedir. Türbe bu yönden günümüzde ziyaret yeridir.

Moloz taş ve tuğladan yapılan üzeri sıvalı türbenin diğerlerinden farklı bir plan tipi vardır. Türbenin önünde sekizgen planlı bir giriş olup, bunun üzeri kubbe ile örtülüdür. Bu girişin de önünde bir giriş metali bulunmaktadır. Türbe önündeki girişten sekizgen planlı türbeye geçilmektedir. Her iki bölüm arasında da bir kapı bulunmaktadır. Türbenin içerisi dikdörtgen şekilde üç pencere ile aydınlatılmıştır.

Kubbe Klasik Osmanlı üslubunda kalem işleri ile bezenmiştir. Buradaki yuvarlak madalyonun içerisi lacivert, kırmızı, siyah ve beyaz renklerde palmetler, Rumiler, rozet ve yaprak motifleri ile doldurulmuştur. Kubbe eteğinde madalyonun çevresinde yarım palmetlerden oluşan bir friz çepeçevre dolanmaktadır.


                                        Rum Mehmet Paşa Türbesi (Tire)

İzmir, Tire ilçesinin doğusunda Duatepe denilen yerde, Rum Mehmet Paşa Camisi’nin avlusunda bulunan bu türbenin kitabesi günümüze gelememiştir. Türbe içerisindeki mezarların kitabeleri de yarım bırakılmıştır. Yalnızca caminin giriş kapısı üzerindeki iki satırlık Arapça kitabe ebcet hesabına göre h.876 (1471–1472) tarihini içermektedir. Caminin Rum Mehmet Paşa tarafından 1471–1472 yıllarında yapıldığı göz önünde bulundurularak türbenin de ona ait olduğu iddia edilmiştir. Ancak, Rum Mehmet Paşa 1471–1472 yıllarında Üsküdar’da bir cami ve türbe yaptırmış, ölümünden sonra da İstanbul’daki türbesine gömülmüştür. Bu nedenle Tire’deki bu türbenin Rum Mehmet Paşa’nın yakınlarından birine ait olduğu düşünülmektedir.

Türbe moloz taş ve tuğladan her kenarı 3.54 m. uzunluğunda altıgen planlı olarak yapılmış, üzeri tuğladan sivri bir külah ile örtülmüştür. Plan olarak baldaken tarzı bir türbeyi yansıtmaktadır. Baldakenin duvarları sonraki dönemlerde örülerek kapalı bir türbe konumuna getirilmiştir. Duvar izlerinden de bu durum açıkça görülmektedir.

Türbenin içerisine kuzeybatı kenarındaki basit dikdörtgen bir kapıdan girilmektedir. İçten tam yuvarlak olmayan bir kubbe ile örtülüdür. Duvarlardan kubbeye iki sıra halindeki mukarnaslardan geçilmektedir. Türbenin içerisindeki ayaklar, duvarlar ve kemerler ile kubbe tamamen sıvanmıştır. Bu bakımdan bezemesinin olup olmadığı da bilinmemektedir.

Türbenin sonradan örülmüş duvarlarından ikisi üzerinde sivri kavisli mazgal pencerelere benzer iki pencere bulunmaktadır. Türbe içerisinde bir sanduka bulunmaktadır.


                                           İsa Baba Türbesi (Tire)

İzmir ili Tire ilçesi Hisarlık Köyü yakınında, Balım Sultan Türbesi’nin kuzeydoğusunda bulunan bu türbenin kime ait olduğu kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber türbe içerisindeki iki mezardan birisinin üzerinde İsa isminin yazılı olmasından ötürü İsa Baba Türbesi ismi verilmiştir. Bölgede yapılan diğer türbeler dikkate alındığında bu türbenin de XIV. yüzyılın başlarında yapıldığı sanılmaktadır.

Türbe moloz taş ve tuğladan 4.92x494 m. ölçüsünde kare planlıdır. Üzeri pandantifli kiremitli bir kubbe ile örtülmüştür. Ancak bu kubbe düzgün bir şekil göstermektedir. Türbenin batı kenarında, kenara kaydırılmış giriş kapısı bulunmakta olup, herhangi bir özellik göstermemektedir. Duvarlardan biri üzerindeki dikdörtgen söveli tek bir pencere ile içerisi aydınlatılmıştır.


                                        Hacı Fakih Türbesi (Tire)

İzmir ili Tire ilçesinin doğusunda Çeşme Alanı Terzi Sokağı’nda bulunan bu türbenin kitabesi günümüze gelememiştir. Yapım tarihini belirten herhangi bir belge de bulunmamaktadır. Halk arasında Hacı Fakih Türbesi ismi ile anılmaktadır. Mimari yapısından XIV. –XV. yüzyıllarda yapıldığı sanılmaktadır.

Türbe moloz taş ve tuğladan 5.17x5.21 m. ölçüsünde kare planlı olup, üzeri kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbeye geçiş içten üçgenlerle yapılmıştır. Giriş kapısı kuzey kenarında, kenara kaydırılmış, tek bir pencere ile de aydınlatılmıştır.


                                  Molla Mehmet Çelebi Türbesi (Tire)

İzmir ili Tire ilçesi Paşa Mahallesi, Ziya Yokuşu Sokağı’nda bulunan bu türbenin kitabesi günümüze gelememiştir. Tire üzerinde araştırmaları olan Faik Topluoğlu’nun bu türbeye ait olduğunu belirttiği bir mezar taşı Tire Müzesi’ndedir. Buna dayanılarak türbenin yanındaki cami ile birlikte Şeyh Mehmet Çelebi tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır.

Moloz taş ve tuğladan kare planlı olarak yapılan türbenin üzeri sekizgen kasnaklı, kiremitli bir kubbe ile örtülmüştür. Türbenin altında dört basamakla inilen mumyalık kısmı bulunmaktadır. Mumyalık kısmı 1.45x4.65 m. ölçüsünde uzun bir dehliz şeklindedir. 


                                         Balım Sultan Türbesi (Tire)

İzmir ili Tire ilçesi Hisarlık Köyü yakınında bahçelik bir alanda bulunan bu türbenin olduğu yerin bir dergâh olduğu sanılmaktadır. Balım Sultan h.922 (1516) yılında ölmüş ve Hacı Bektaş’taki türbesine gömülmüştür. Buradaki kitabede ismi geçen Balım Sultan’ın ise büyük olasılıkla oğlu Lütfullah Çelebi’ye ait olduğu sanılmaktadır. Türbenin XVI. yüzyılın ilk yarısında yapıldığı sanılmaktadır.



Türbe moloz taş ve tuğladan düzgün olmayan bir duvar işçiliği göstermektedir. Sekizgen planlı türbe içten muntazam olmayan bir kubbe, dıştan da kiremit örtülüdür. 1985 yılında yapılan onarım sırasında içerisi sıvanmış ve bazı izler de bu arada yok olmuştur. Türbe içerisinde dört tane mezar taşı bulunmaktadır. Bu mezar taşlarında Lütfullah çelebi bin Balım Sultan ismi okunmaktadır. Bu mezar taşında h.916 (1510) tarihi yazılıdır.


                                                   İbni Melek Türbesi (Tire)

İzmir ili Tire ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’nde İbni Melek Medresesi’nin yanında bulunan bu türbe Tireli fıkıh, meal, tefsir alimi İbni Melek Abdüllatif Efendi’ye aittir. Abdüllatif İbni Melek Efendi Aydınoğlu Mehmet Bey’in ve oğullarının öğretmenliğini yapmıştır.

İbni Melek Türbesi içerisinde üç mezar daha bulunmaktadır. Bunlar Seyidi Rabbani Mevlana Nizamettin Nevvare (h.797 m. 1394), İbni Melek Abdüllatif Efendi’nin oğlu Mehmet Efendi ve Evliya Ali Efendi’ye aittir.

İbni Melek Abdüllatif Efendi’nin bu isimle anılmasının nedeni: Babası Abdülaziz Efendi Hicaz’a giderken eşini hamile olarak bırakmış ve çocuğunu da Allah’a emanet etmiştir. Dönüşünde eşinin bir gün önce öldüğünü, çocuğunun da anasının karnında defnedildiğini öğrenmiştir. Bunun üzerine “Ben evladımı Allah’a emanet ettim. Onu Allah korumuştur” diyerek eşinin mezarını açtırmış. Abdüllatif Efendi’yi sağ elinin küçük parmağını emerken canlı olarak görmüştür. Bundan sonra da Abdüllatif Efendi’yi meleklerin koruduğuna inanılmış ve meleklerin koruduğu anlamına gelen İbni Melek ismi yakıştırılmıştır.

Günümüzde İbni Melek Abdüllatif Efendi’nin mezarı ziyaret yeridir. Türbe 20 m2’lik bir alanda kesme taştan dört tarafı kapalı, üzeri açık bir yapıdır. Mezarın bulunduğu alana sivri kemerli birkaç basamakla çıkılan bir merdivenden ulaşılmaktadır. Yıkılan türbe 1956 yılında Tire Belediyesi tarafından yeniden yapılmış ve çevresi düzenlenmiştir.


                                                    Buğday Dede Mezarı (Tire)

İzmir Tire ilçesinde Buğday Dede ismi ile bilinen tepe üzerinde, Kaplan Köyü yolundaki küçük bir mescit ve mezarlık bulunmakta olup, bu mezarlıkta Buğday Dede’nin mezarı vardır. Buğday Dede ile ilgili kaynaklarda yeterli birliye rastlanmamıştır. Yalnızca yöre halkı tarafından söylenen bazı söylenceler bulunmaktadır. Bu söylencelerden birine göre;

Yörede kıtlık olmuş ve Tire halkı Buğday dede’den ötürü bu kıtlıktan etkilenmemiştir. Buğday dede ve eşi oturdukları tepeden yola bakarak bir aç gelse de onu doyursak diye beklermiş. Buğday dede’nin evinde küpler dolusu buğday bulunmakta imiş, Bu buğday aç insanlara verildikçe daha da çoğalırmış. Buğday Dede buğdayını yalnızca erkeklere verir, kadınlara vermezmiş. Buğdayı alanlara da arkalarına bakmadan gitmelerini tembihlermiş. Bir gün Selçuk’tan bir aile buğday almaya gelmişse de dede onlara buğday vermeyerek kadınsız geleceksin demiştir. Bunun nedenini merak eden ailenin erkeği kadınsız gelmeye karar vermiş ancak, eşi ben de erkek kılığına girip geleceğim demiş. Böylece karı koca Buğday Dede’nin evine gelmiş, heybeleri doldurmuşlar, yola koyulmuşlar. Ne var ki aile Kesikbaş denilen semte vardıklarında kadın dönüp tepeye bakmış ve o anda da fenalaşarak ölmüştür.

 

Buğday Dede ile ilgili bir başka söylenceye göre de Buğday Dede’nin mezarının bulunduğu yerdeki bir servi ağacında Türk bayrağı dalgalanırmış. Yörenin Yunan işgali sırasında Yunan birliğinin komutanı bu bayrağı indirerek yerine Yunan bayrağını asmış. Bir süre sonra kargalar bu bayrağı parçalamış, bayrak yeniden asılmış ve aynı şekilde kargalar tarafından parçalanmıştır. Bunun üzerine de Yunan birliğinin komutanı ağaca yeniden Türk bayrağını asmak zorunda kalmıştır.

Buğday Dede’nin mezarı basit bir mezar olup, Karagazi Mahallesi’nde, Sır Hatunlar Sokağı’nda bulunan Sır Hatunlar Türbesinde gömülü olanların da Buğday Dede’nin kızları olduğu sanılmaktadır.

Günümüzde Buğday Dede’nin mezarı yatır olarak yöre halkınca ziyaret edilmektedir.


                                            Samut Baba Türbesi (Urla)

İzmir ili Urla ilçesi Tekke Köyü’nde bulunan bu türbenin kitabesi günümüze gelememiştir. Türbenin yapı üslubuna ve kaynaklara dayanılarak XV. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Burada gömülü Olan Samut Baba bir Özbek olup, yörede Müslümanlığı yaymak için buraya yerleşmiştir. Samut Baba ile ilgili yörede bir de söylence bulunmaktadır.


Bu söylenceye göre; Milli Mücadele yıllarında ortaya büyük bir yılan çıkmıştır. Bu yılan Türk askerlerine görünmüyor, yalnızca Rum halkına ve Yunan askerlerine görünüyormuş. Bu yüzden korkanlar köyü terk etmiştir. Halk arasındaki yaygın bir inanışa göre de yöreyi Türk askerlerinden önce Samut Baba (Tekke Dedesi) kovmuştur. 

Üyelik Girişi
DUYURU
İZMİR  HAVA  DURUMU
IZMIR HAVA DURUMU